Bebeğin Aydan Aya Gelişmesi

0
85

Çoğunlukla kadınlar aybaşları geciktiği andan itibaren kendilerini bir aylık gebe sanırlar. Âdetin başlangıcından 13-14 gün sonra aşılanma mümkün olduğuna göre, embriyon, yani bebeğin bir aylık olabilmesi için geciken âdetten sonra iki hafta daha geçmesi gerekir (Bu hesap, 28 günlük düzenli bir siklus için geçerlidir.) Dölütün aydan aya gelişimini izlerken bu gerçek her zaman gözönüne alınmalıdır.

Doktor gebelik dönemini «ay» olarak değerlendirirken 4 haftalık (28 gün) sürelere ayrılan eski Ay takvimini esas alır. Bu hesap bir âdet dönemine (siklus’a) daha iyi uymaktadır.

Dölütün aydan aya gelişimi şöyle özetlenebilir:

Birinci ayın sonu (4 haftalık): Embriyon (oğulcuk), başından kuyruğuna kadar ölçüldüğünde – evet, bu dönemde kuyruklarımız vardır – yaklaşık olarak 7 santim gelir. Bel kemiği henüz taslak halindedir; c derece bükülmüştür ki, baş hemen hemen kuyruğa değer. Bel kemiğinin bir ucunda embriyonun üçte birini meydana getiren kocaman baş bulunmaktadır. (Bütün gebelik boyunca baş, gövdeye kıyasla büyük kalır, doğumdan hemen sonra bile bu nispetsizlik, daha az olmakla birlikte, devam eder.)

İleride kalbi oluşturacak olan ince boru daha şimdiden

düzenli atışlarla ancak mikroskop altında görülebilecek damarlara kan göndermeye başlamıştır.

Sindirim sisteminin taslağını da ayırdetmek mümkündür. (İnce ve uzun bir boru, ağızdan, borunun genişlemiş bir bölümünden ibaret olan mideye kadar uzanır ve oradan bar- saklara ulaşır.) Bacaklar ve kollar henüz ufak tomurcuklar halindedirler.

İkinci ayın sonu (8 haftalık): Embriyon artık insana benzemeye başlamıştır ve bu tarihten itibaren doğuma kadar ona DÖLÜT (foetus, cenin) denecektir. Yüzü insan yüzünü andırır. Kollar ve bacaklar gelişmiş, diz, dirsek, el ve ayak parmakları belirlenmiştir. Son dört hafta içinde boyu dört misli uzamış ve kalçalarından başına kadar 2,5 santim olmuştur; ağırlığı yaklaşık olarak bir gramdır. Cinsiyet organları belirlenmiş olmakla birlikte, daha henüz kız mı yoksa oğlan mı olduğu dışarıdan ayırd edilemez. İkinci ay süresince insanoğlunun kuyruğunun gelişimi en son noktasına varır ve bu ayın sonunda yavaş yavaş küçülmeye başlar.

Üçüncü ayın sonu (12 haftalık): Dölüt artık 8 santimetre boyunda ve 3G gram ağırlığındadır. Dölyatağı olup olmadığına bakılarak cinsiyeti tayin edilebilir. Tırnaklar ince birer zar kalınlığındadır. Bu ayın başlarında süt dişleri tomurcukları ve onları içine alacak diş etlerindeki çukurlar ortaya çıkmıştır. İlkel bir böbrek oluşmuş ve sidik torbasına az miktarlarda idrar salgılamaya başlamıştır ki, ileride bu idrarın amnios suyuna karıştığı sanılmaktadır. Bu dönemde dölütün hareket ettiği bilinmekle birlikte, bu hareketler annenin duyamayacağı kadar zayıftır.

Dördüncü ayın sonu (16 haftalık): Dölüt, başından ayaklarına kadar 16 santimetre olup, ağırlığı 116 gram kadardır. Deri üzerinde incecik kıllar oluşmaya başlar (lanugo, ayva tüyleri); başta da birkaç tel saç görülür. Bu ayın sonunda dölütün hâlâ zayıf olan hareketleri anne tarafından hissedi- lebilirse de, kesinlikle duyabilmek için bir ay daha beklemek gerekecektir.

Beşinci ayın sonu (20 haftalık): Dölütün boyu 25 santimetre, ağırlığı 225 gram olmuştur. Bu ayda doktor ilk kez kalp seslerini dinleyebildiği gibi, anne de hareketleri açıkça hisseder. Bu haliyle bir dölüt doğacak olursa nefes almak için birkaç kez debelense bile, ciğerleri dölyatağı dışındaki

koşullara uyacak kadar gelişmediğinden en çok birkaç saat içinde ölür.

Altıncı ayın sonu (24 haftalık): Boyu 30 santimetre, ağırlığı 680 gram kadardır. Artık minyatür bir bebeğe benzemiş- tir. Tek fark, derisi altında bulunması gereken yağ tabakası daha hemen hiç teşekkül etmemiş olduğu için, cildinin buruşuk ve kırmızı oluşudur. Bu dönemde derinin üzeri «ver- niks kazeoza» adı verilen, peynir görünümünde koruyucu bir madde ile kaplanmaya başlamıştır. Bu madde doğumda çocuğun bütün vücuduna bulanmış olup, kalınlığı bazen 3 milimetreyi bulur. Bu dönemde doğup yaşamış pek ender birkaç vak’a kaydedilmişse de, yaşama şansı pratik olarak yoktur.

Yedinci aym sonu (28 haftalık): Dölüt 37 santimetre boyunda ve yaklaşık olarak 1150 gram ağırlığındadır. Bu tarihte doğarsa 1/10 oranında yaşama şansı vardır. Yedinci ayda doğan çocukların yaşama şansının, sekizinci ayda doğanlara kıyasla daha fazla olduğu pek yaygın, ama tümüyle yanlış bir inanıştır. Eski Yunan’dan beri süregelmiş olan köksüz inançlardan biri de budur. O zamanın doktorları doğumun çocuğun kendi hareketleri ile olduğuna inanırlar ve çocuk dölyatağının dibine ayakları ile dayanarak kendini dışarı iter sanırlardı. Onlarca, çocuk yedinci ayda ana karnından çıkmak için böyle bir gayret gösterir ve eğer yeterince güçlüyse bunu başarırdı. Başaramadığı takdirde, aym denemeyi sekizinci ayda tekrarlar ve başarırsa doğardı. Ne var ki, bir ay önce gösterdiği çaba yüzünden o kadar yorgun düşmüş olurdu ki, dışarıda yaşayamaz ve ölürdü. Bugün artık kesin olarak biliyoruz ki, doğum olayında çocuğun hiç bir aktif rolü yoktur ve dölyatağının kasılmaları sonucu dışarı atılmaktadır. Eski inanış yanlıştır. Sekizinci ayda doğan dölütün yaşama şansı, yedinci ayda doğana kıyasla elbette ki çok daha fazladır.

Sekizinci aym sonu (32 haftalık): Dölüt 40 santimetre uzunlukta ve 1800 gram ağırlığındadır. İyi ve dikkatli bir bakımla sekizinci ayın sonunda doğan bebeklerin yaşama şansı ikide bir ve hattâ üçte ikidir.

Dokuzuncu aym sonu (36 haftalık): Dölüt artık her bakımdan tam gelişmiş bir bebektir. Boyu 47 santim, ağırlığı da 2800 gram civarındadır. Dünyaya çıkmadan kendine çeki düzen vermek istercesine bu son iki ayda kilo almaya koyul

muştur; bu dünemde haftada 200 gramdan fazla alır. Zamanında doğmuş bir çocuk kadar yaşama şansına sahiptir.

Onuncu ayın ortası (38 haftalık): Dölütün artık zamanı dolmuştur. Ortalama olarak, kız ise 3000 gram, erkek ise 3500 gram gelir. Boyu 50 santimdir. Derisi beyaz ya da pembe olup, kalın bir tabaka «verniks kazeoza» ile örtülüdür. Daha önceleri bedenini kaplayan ayva tüyleri hemen hemen kaybolmuştur. Tırnakları sertleşmiş ve parmak uçlarını geçmiştir. Erkek çocukların memeleri de kızlarınki gibi sert ve biraz şişkindir. Bunun nedeni, gebelik sırasında annenin memelerini geliştiren hormonların plasenta yoluyla çocuğu da etkilemiş olmalarıdır. Memelerdeki bu şişkinlik doğumu izleyen birkaç gün içinde kaybolur.

Bir önceki makalemiz olan Kilo Vermek İçin Diyet Nasıl Yapılır? başlıklı yazımızda kilo verme yöntemleri, kilo vermek için diyet listeleri ve kolay yoldan kilo nasıl verilir hakkında bilgiler vermekteyiz.


CEVAP VER